Biz insanlar, biz yaratılmış aciz insanlar sürekli bir imtihan içindeyiz.
Bazen dünya ile imtihan ediliriz. Sonu olmayan eğlencelik bir seyahat zannederiz dünyayı. Suların durulmadığını, çiçeklerin solmadığını, yaprakların zürgarla savrulup toprağa düşmediğini zannederiz. Takvimlerin başdöndürücü eriyişinden kendi vademize dair sonuçlar çıkermayız. Gözümüz hayatın ışıltılı yalanıyla kamaşır durur. Ve hiç bitmeyeceğini sandığımız günler saatlere, saatler dakikalara, dakikalar saniyelere, saniyeler anlara kadar gerileyerek küçülür.m Bir kibrit sönmüş gibi söner hayatımız.
Bazen ölüm ile imtihan ediliriz. Koca bir karanlık olup her yeri kaplar ölüm. Bütün adımlarımızın önüne çıkar. Çıkışsız bir dehlizde yada dipsiz bir kuyuda yapayalnız olduğumuzu düşünürüz. Hayata dair bütün tadlar acılaşır, hayata dair bütün anlamlar boşalır. Hayata dair bütün görüntüler ölümün karasına bulanır. Sıkılırız, neden yaşadığımızı unutacak kadar sıkılırız. Sıkılarak çoğaltırız ölümün adını. Ve daha yaşarken ölü toprağı serilir üstümüze.
Bazen insanlığımızla imtihan ediliriz. İrademizden kılıçtan keskin sırtında bir ömür yürümenin ağırlığı çöker omuzlarımıza. İnsan olmaktan yoruluruz, insansız olmaktan yoruluruz. Aldığı nefesin hakkını veriyor olmak yakamıza yakışan dünyeviliği bir kalemde silebilmektir çoğu zaman. İçimize çektiğimiz havanın, ateşimizi söndürdüğümüz suyun ve avuçlarımızda kenetlediğimiz toprağın helalliğini almak için bitmez tükenmez bir savaşın içinde debelenip dururuz.
Bazen parayla imtihan ediliriz. Dünyanın üzerinden çıkarılması en güç lekedir para. Kör edici cazibesiyle kasıp kavurur ruhumuzu. Çoğumuz korkarız güzel yoksulluğumuzun bir köşede paranın muhteris gözleriyle karşılaşmasından.
Bazen aşkla imtihan ediliriz. İnanamayız dünyanın bu kadar çok renk taşıdığına. Duyguların çekim gücüne kapılır, gözükara bir koşunun çukurlarla dolu patikasına vururuz yüreğimizi. En çıplak, en savunmasız halimizle... Sonra renkler tükenir, çiçekler solar. Dünyanın en ıssız bahçesinde tek başına üşürken buluruz kendimizi.
Bazen kaybettiklerimizle imtihan ediliriz. Elimizden kayıverenle, yanımızdan gidiverenle, içimizden çıkıverenle yanar kavruluruz. Hayatın son adımını attığımızı, her şeyin tükendiği vakte ulaştığımızı düşünürüz. Kaybettiklerimiz, kaybetmediklerimizin sıcaklığını arttırmak içindir oysa. Bu derin bilmeceyi asla çözemeyiz. Ölümün iki tarafa da açılan bir kapı olduğunu bir türlü aklımızda tutamayız.
Bazen kendimizle imtihan ediliriz. Yalanların en ustalıklı olanlarını söylememiz gerekir kendimize. Kurguların en kurnazcasıdır, benliğimize kabul ettirebileceğimiz rivayet. Ne kadar az konuşursak kendimizle, o kadar büyük bir yalan kurarız cümlelerden. Çoğu zaman kendimizle imtihan ediliriz. Ve bu en zorudur imtihanların.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder