6 Ocak 2015 Salı

Uzun zaman oldu..


Uzun zaman oldu, gökyüzünde yalnız gezen o yıldızlara bakmayalı çok uzun zaman oldu, komşu kapılardan karanlık bahçelere dalmayalı ne kadar çok zaman oldu, ağustos böceklerinin uzak seslerine kulak vermeyeli, rüzgarda savrulan ağaç dallarının pencerelerindeki tıkırtılırını dinlemeyeli, geceleri dolunaya doğru geri sarmayalı, zifiri bir yalnızlığın ortasına ateş yakmayalı, vahşi hayvanlardan o ateşe sığınmayalı, sıçrayarak uyanmayalı derin bir uykudan, korkunç kabuslardan hayatın durağan şefkatine geri dönmeyeli, yatağa yorgana dokunmayalı, bize kokan kumaşların sakin varlıklarında huzura ermeyeli, gözlerimizi yeniden kapatmayalı, uykunun arındıran kollarına savunmasızca bırakmayalı yeniden yorgun bedenimizi ve sararıp gitmeyeli derinden de derin bir uykunun içinde boydan boya, kayıp aşağılara düşercesine bir boşluğa, yani uykuya... Uzan zaman oldu. Evet uzun zaman oldu, Evet uzun zaman oldu, köy otobüslerinin yaylaları çıkmış koltuklarında yolculuklara çıkmayalı çok uzun zaman oldu, güneşin kirli camlardan geçip bir ok gibi gözümüze saplanmayalı ne kadar çok zaman oldu, gıcırdayarak çukurlara düşmeyeli ağır otobüslerin eski tekerlekleri, irkilten klakson sesleri ortalığı doldurmayalı, sessizliği yırtmayalı, bacak kadar muavin kirli elleriyle terli şoföre bir bardak tulumba suyu getirmeyeli, acı bir frenle sonra durmayalı otobüs gürültüyle, küçük ürkek bir tavşan hızla kaçarak kendini hendeğe atmayalı, şoför kendi kendine söylenmeyeli, yolcular söylenmeyeli, sonra şoför bu defa yolculara söylenmeyeli, sonra böyle devam edip gitmeyeli köy yolu...

Uzun zaman oldu.

Evet uzun zaman oldu, bir topun peşinde bir çok çocuk koşturmayalı çok uzun zaman oldu, birazdan dünyanın sonu gelecekmiş gibi zamandan hızlı koşarak bağrışmayalı ne kadar çok zaman oldu, bacaklar bacaklara karışmayalı, yere düşenlerin dizleri al kanlara boyanmayalı, yağmurda çamurlanmayalı, sıcakta tozlanmayalı, yüzler kıpkırmızı kesilmeyeli, ter çizgi çizgi alınlardan, şakaklardan akmayalı, bacak arasından goller atılmayalı, zamanın en meşhur oyuncularının isimleri bir bir çocuklara yakıştırılmayalı, sonra yeniden bu kovalamacaya başlamayalı, top bir o yana bir bu yana ta akşam ezanlarına kadar tekmelenmeyeli, akşam geceye kavuşmayalı, minik bedenler masa üstüne yığılmayalı, düşüp kalmayalı, renkli rüyalar hayatın yerini almayalı...

Uzun zaman oldu. Evet uzun zaman oldu, ince meraklar akıl denen kandilin etrafında uçuşmayalı çok uzun zaman oldu, çeşit çeşit sorular dünyanın bütün tavanlarından aşağıya doğru sarkmayalı ne kadar çok zaman oldu, hayat nedir, insan bu dünyanın ortasındayken hayatın tam olarak neresindedir diye geçmeyeli kafaların içinden, hayal kurmanın duvar saatini kurmaktan farkı nedir diye düşünmeyeli, bütün bu yolların nereye gittiğine takılıp kalmayalı, neden bütün gezegenler yuvarlak olsun, neden sadece babalarda bıyık var, nasıl oluyor da kırmadan yumurtluyor tavuklar bütün yumurtaları diye bıkmadan usanmadan, asla ara vermeden vızıldamayalı, saatlerce hiç kadar küçük bir şeyi, mesela bir karıncanın minicik bir susam tanesini oflaya puflaya yuvasına taşımasını seyretmeyeli, bu kadar rahat, bu kadar temiz, bu kadar serin hissetmeyeli... Uzun zaman oldu. Çok uzun zumun oldu. “Günler torbaya mı doldu?” diye sorarlardı büyükler.

Evet büyüdük, günler torbaya doldu!..