Uzun zaman oldu, gökyüzünde yalnız
gezen o yıldızlara bakmayalı çok uzun zaman oldu, komşu
kapılardan karanlık bahçelere dalmayalı ne kadar çok zaman
oldu, ağustos böceklerinin uzak seslerine kulak vermeyeli, rüzgarda
savrulan ağaç dallarının pencerelerindeki tıkırtılırını
dinlemeyeli, geceleri dolunaya doğru geri sarmayalı, zifiri bir
yalnızlığın ortasına ateş yakmayalı, vahşi hayvanlardan o
ateşe sığınmayalı, sıçrayarak uyanmayalı derin bir uykudan,
korkunç kabuslardan hayatın durağan şefkatine geri dönmeyeli,
yatağa yorgana dokunmayalı, bize kokan kumaşların sakin
varlıklarında huzura ermeyeli, gözlerimizi yeniden kapatmayalı,
uykunun arındıran kollarına savunmasızca bırakmayalı yeniden
yorgun bedenimizi ve sararıp gitmeyeli derinden de derin bir uykunun
içinde boydan boya, kayıp aşağılara düşercesine bir boşluğa,
yani uykuya... Uzan zaman oldu. Evet uzun zaman oldu, Evet uzun zaman
oldu, köy otobüslerinin yaylaları çıkmış koltuklarında
yolculuklara çıkmayalı çok uzun zaman oldu, güneşin kirli
camlardan geçip bir ok gibi gözümüze saplanmayalı ne kadar çok
zaman oldu, gıcırdayarak çukurlara düşmeyeli ağır otobüslerin
eski tekerlekleri, irkilten klakson sesleri ortalığı doldurmayalı,
sessizliği yırtmayalı, bacak kadar muavin kirli elleriyle terli
şoföre bir bardak tulumba suyu getirmeyeli, acı bir frenle sonra
durmayalı otobüs gürültüyle, küçük ürkek bir tavşan hızla
kaçarak kendini hendeğe atmayalı, şoför kendi kendine
söylenmeyeli, yolcular söylenmeyeli, sonra şoför bu defa
yolculara söylenmeyeli, sonra böyle devam edip gitmeyeli köy
yolu...
Uzun zaman oldu.
Evet uzun zaman oldu, bir topun peşinde
bir çok çocuk koşturmayalı çok uzun zaman oldu, birazdan
dünyanın sonu gelecekmiş gibi zamandan hızlı koşarak
bağrışmayalı ne kadar çok zaman oldu, bacaklar bacaklara
karışmayalı, yere düşenlerin dizleri al kanlara boyanmayalı,
yağmurda çamurlanmayalı, sıcakta tozlanmayalı, yüzler
kıpkırmızı kesilmeyeli, ter çizgi çizgi alınlardan,
şakaklardan akmayalı, bacak arasından goller atılmayalı, zamanın
en meşhur oyuncularının isimleri bir bir çocuklara
yakıştırılmayalı, sonra yeniden bu kovalamacaya başlamayalı,
top bir o yana bir bu yana ta akşam ezanlarına kadar
tekmelenmeyeli, akşam geceye kavuşmayalı, minik bedenler masa
üstüne yığılmayalı, düşüp kalmayalı, renkli rüyalar
hayatın yerini almayalı...
Uzun zaman oldu. Evet uzun zaman oldu,
ince meraklar akıl denen kandilin etrafında uçuşmayalı çok uzun
zaman oldu, çeşit çeşit sorular dünyanın bütün tavanlarından
aşağıya doğru sarkmayalı ne kadar çok zaman oldu, hayat nedir,
insan bu dünyanın ortasındayken hayatın tam olarak neresindedir
diye geçmeyeli kafaların içinden, hayal kurmanın duvar saatini
kurmaktan farkı nedir diye düşünmeyeli, bütün bu yolların
nereye gittiğine takılıp kalmayalı, neden bütün gezegenler
yuvarlak olsun, neden sadece babalarda bıyık var, nasıl oluyor da
kırmadan yumurtluyor tavuklar bütün yumurtaları diye bıkmadan
usanmadan, asla ara vermeden vızıldamayalı, saatlerce hiç kadar
küçük bir şeyi, mesela bir karıncanın minicik bir susam
tanesini oflaya puflaya yuvasına taşımasını seyretmeyeli, bu
kadar rahat, bu kadar temiz, bu kadar serin hissetmeyeli... Uzun
zaman oldu. Çok uzun zumun oldu. “Günler torbaya mı doldu?”
diye sorarlardı büyükler.
Evet büyüdük, günler torbaya
doldu!..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder